27 Aralık 2008 Cumartesi

Erman Hocam !


Kale Arkası diye bir program yapardı bir zamanlar ATV'de ne yalan söyliyeyim Hıncal ile beraber bende çok kuralı orda öğrendim! Programın tek kötü yanı uykusuz bırakıp beni ertesi gün okulda ilk iki derste uyuklamama sebep olmasıydı.

Şimdi tam bir televizyon yıldızısın Erman Hoca, pozisyonlarıda işine geldiği gibi yorumluyorsun.(Bakınız İ.B.B.&Beşiktaş ve Galatasaray&Beşiktaş maçlarındaki kalecilerin topa hakim olma yada olamama pozisyonları)

17 aralıkta yazdığın yazıyı yeni okudum ve kesip saklıyayım dedim. Doğru söze ne denir hocam!

"PASKALYA diyorlar, Noel diyorlar. Dünyadaki hristiyan alemine göre takvimi ayarlıyorlar. Müslümanlar ne oluyor? Hikaye. Müslümanlık yalnız namaz kılmakla, hacca gitmekle olmuyor. Hak aramak lazım. Nasıl mı? Adam Noel diye dünyadaki bütün ligleri durduruyor. Sen, Ramazan ve Kurban Bayramı'nda maç oynatıyorsun. Tavır koysana. Hadi FIFA ve UEFA'ya koyamıyorsun. Deveden büyük, fil var. O zaman dön bunu içeride hallet. Lig ve kupa takvimlerini ona göre ayarla. İlk yarıyı da adam gibi bitir. Haksızlık yapma. Ne olacak şimdi? Ocakta ara transfer yaparsan alacağın futbolcuyu oynatabilecek misin, oynatamayacak mısın? Bin tane sorun çıkıyor. Aynen, belediye takımlarında olduğu gibi. Bir kulübün liglerde iki takımı olduğu gibi. Bunlar önemli mevzular. Hepsini bir kurala bağlayacaksın. Açıklayacaksın ve bir daha da kimse oynamayacak. Geride bıraktığımız sezonda Sivasspor'un İsrailli oyuncusu Balili, dini bayramları olan Kefaret Günü'ne denk gelen maçına çıkmak istemedi, kulübü federasyona başvurdu ve Ankaraspor maçı bir gün öne alındı. Helal olsun Balili'ye. Federasyonlarımızdan daha etkili..."

12 Aralık 2008 Cuma

TEAM OF THE YEAR 2008


UEFA'nın anketine katıldım, bakalım benim takımımdan kaç kişi ödülü kapacak :)

30 Kasım 2008 Pazar

Fenerbahçe&Beşiktaş

Galip gelemeseydik en çok basın ekmek yerdi sanırım. Hafta boyunca hocayı gönderip yerine çeşitli isimleri takımın başına getirirlerdi. Galatasaray maçında olduğu gibi Fenerbahçe hem zirve yarışından kopmadı, hemde kamuoyu baskısını Kiev maçına kadar azalttı.

Oynanan oyunun tekniği taktiği bir yana benim karşı olduğum 10 kişi kalmış bi takım karşısında skoru 2-1'de tutmaya çalışıp bulursam atarım mantığıyla oynamak. Orta sıra takımı yönetme felsefesiyle nereye kadar gideriz çok merak ediyorum.

İnşallah devre arasına kadar fazla kaybımız olmaz ve zirve yarışından uzak düşmeyiz. Devre arası iyi transfer yapmak zordur derler ama Başkan iddialı konuşuyor şimdiden.

25 Kasım 2008 Salı

Hoşgeldin :)


Uzun süren bekleyiş 9 Kasım günü nihayetlendi. Maçın skoru gelişinin üstüne ekmek kadayıfının üzerindeki kaymak gibi oldu oğlum :)

29 Ekim 2008 Çarşamba

Ronaldo & Kameraman Düet

FOOTBALL RONALDO VS. CAMERAMAN

Diego Hoca

Carlos Bilardo ile beraber göreve başlıyacağını okuyunca aklıma Rıdvan'ın Fenerbahçenin başına Veselinoviç ile beraber geldiği sezon geldi. Gidişleri benzemez inşallah. Severiz kendilerini.

Yorumsuz !

24 Ekim 2008 Cuma

Sisli Bir Gece Yarısında




Sisli bir gece yarısında
Issız bir sokak ortasında
Kırık bir lambanın altında
Dalmışız sevdalara

Neler geçti kalbimden bilsen
Yaşlar damladı gözlerimden
Anladımki ölene kadar
FENERBAHÇE düşmeyecek dilimden...

19 Eylül 2008 Cuma

Nasıl Anlatsam? Nerden Başlasam?



Sonbaharla beraber bir hüzün çöker zaten içime, Fenerbahçe’de cilası oldu TSL ve CL’ye başlangıç performansıyla.

Aklıma takılan birkaç husus var içimdeki can sıkıntısının hemen yanı başında istiflenmiş.

Anadolu sezon içinde biraz sivrilen genç yetenekleri alıp kulübede bekletip daha sonrada sıkışınca yüksek performans beklemek ne kadar gerçekçi? Neresinden bakarsan bak tuhaf bir durum. Özellikle stoper mevkisi için tecrübeli bir yerli yedek (Mehmet Polat vb.) bulmak çok zor olmazdı sanırım.

Tecrübeli demişken aklıma geldi. Josico II. Stevic vakası olmaz inşallah. Ondan öncede bir Simao vakası vardı hafızam beni yanıltmıyorsa.

Mevsimlerden sonbahar oldumu insanın içi daralıyor.

Fener böyle olunca sonbahar daha bir çekilmez oluyor.

Her şey çok güzel olacak mı?

Bekleyelim bakalım birkaç hafta daha…

30 Ağustos 2008 Cumartesi

28 Ağustos 2008 Perşembe

Altı



Alex’i çıplak gözle izlemek gerçekten çok büyük bir keyif. Kaptan eğer zoraki mevkisinde sezona devam ederse, belki bu sene istatistiklere bakıldığında daha az gol ve asist yapacak ama, ‘’ koşmuyor, isteksiz, oyunda sürekliliği yok, bidi bidi!’’ gibi konuşan ve yazan taifeyi de rezil rüsva edecek.



Maldonado’yu Türkiye’ye geldiğinden beri ilk defa bu kadar sorumluluk alırken gördüm. Fenerbahçe kariyerinde kaleciyi zor durumda bırakan ilk şutu olabilir Partizan maçında çektiği şut!



Colin’e tribün fena takmış durumda ilk maçtaki forma olayından sonra. Her ayağına topu alışında homurdanmalar, ‘’yürüsene lan!’’ nidaları eksik olmadı 90 dakika boyunca. 49. dakikada Gökhan’ın kestiği topu gol yapamaması da işin tuzu biberi oldu.



Son onbeş dakikadaki gerilimi saymazsak, başlangıcı da, bitişi de bizim için eğlenceli bir gece oldu. Altıncı kere CL’ye katılmak ve her şeyden önemlisi de Volkan Ballı’nın dediği gibi elitlerin liginin müdavimi olmak. Yoksa ekstradan gelen 5,5 milyon avronun hiç önemi yok!

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Bir Fenerbahçe Klasiği



Artık alışılagelmiş! bir sezon başlangıcı oldu Fenerbahçe için. Futbolcuların iştahsızlığı ve insanı izlerken kabız eden tek santraforlu sistem…

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Fenerbahçe - MTK


Bugün resmi olarak sezonun ilk maçını yapacağız. Geçen sezon Sevilla ile heyecan fırtınası şeklinde geçen tur mücadelesinin ilk ayağına şahit olma zevkinden aylar sonra Saracoğlu’na ilk gidişim olacak.

Bu sezon için kombine almayı geçtiğimiz sezon Chelsea maçına bilet bulamadığımız zaman karalaştırmıştık arkadaşlarla. MTK maçının bilet fiyatları açıklandıktan sonra kombinenin değeri! daha bir arttı sanırım.

Umudum o ki geçen seneki gibi ‘’uzun metrajlı’’ olur şampiyonlar ligi maceramız.

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Golf Sahası Olmayan Şehirden Golf Şampiyonu!


Gerçi futbol delisiyiz diye yola çıktık ama deliliğimiz sınır tanımıyor spor konu olunca.Kısa bir girizgahın ardından nasıl devam etmeliyim diye düşünürken gözüme İHA’nın dün geçtiği bir haber ilişti;

''Klasis'te düzenlenen golf şampiyonasına golf sahası dahi olmayan Erzurum'dan katılan Fulya Yurt, 92-94 yıldız kızlar kategorisinde birinciliği elde ederek damgasını vurdu.''

Haberi okuyunca aklıma Vizontele Tuuba filminin o repliği geldi;

''Adamı kütüphane müdürü olarak göndermişler kütüphanesiz bir yere, oraya ilk iş bir kütüphane kurmuş, demek ki gönder hastanesi olmayan bir yere böyle bir doktor, hemen hastane yapsın''

Geçen mayıs ayında da yine sahası olmayan Ardahan’dan Murat Altun’un Türkiye Gençler Şampiyonasında birinci olduğu düşünülürse, söz konusu şehirlere ‘’kazara’’ golf sahası yapılırsa bu arkadaşların adını vermek gerek.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Başlama Vuruşu


Her Türk erkeğinin ortalama Alex Ferguson kadar anladığı bir spor dalı hakkında yazacak anlatacak bir şeyler bulabilmek gerçekten zor bir iş olsa gerek. Üstelik bu işi hakkını gerçekten vererek yapabilen bir çok blog varken.

Şimdi bu noktada insanın aklına gelen soru şu oluyor, ‘’ o zaman ne karın ağrın varda böyle bir işe soyundun? ’’ :)

Hepimizin her hafta pazartesi günü başlayıp hafta sonuna kadar işyerinde, okulda, mahallede vs. mekanda arkadaşlarıyla, eşiyle, babasıyla paylaştığını buraya not düşebilmek sadece.

Velhasıl sezonu açarken. Avrupayı hedeflemesekte, ligi iyi bir yerde bitirmeyi umuyoruz. :)